Türkçe Öğretimi

1. Giriş

Eğitimde hedef kavramı çok tartışmalı bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Hedef karşılığında amaç, gaye, maksat, erek, niyet gibi farklı anlamları olan, ancak hedefin eşanlamlısı olarak algılanan sözcükler kullanılmaktadır, özellikle de hedefamaç ayrımı tam olarak yapılamamaktadır. Genel anlamda hedef, ulaşılmak istenen nokta, amaç ise bu noktaya ulaşma isteği olarak belirtilmektedir. Eğitim açısından hedef, yetiştirdiğimiz insanda bulunmasını uygun gördüğümüz, eğitim yoluyla kazandırılabilir nitelikte istendik özelliklerdir (Ertürk, 1972: 24). Daha kısa bir tanımla, kişide geliştirmek istediğimiz özelliklerdir. Hedef ifadeleri eğitim programlarının başında yer alarak belirleyici olma niteliğine sahiptir. Bu nedenle, programların hedefi, bireylerin de amaçları vardır belirlemesini yaparak hedef-amaç tartışmasına ve kullanımına bu aşamada bir çözüm getirmek istiyoruz. Hedef kavramının temelinde bir öğrencinin planlanmış ve tertiplenmiş yaşantılar sayesinde kazanması kararlaştırılan ve davranış değişikliği ya da davranış olarak ifade edilmeye elverişli olan özellik belirtilmektedir. Bu nedenle öğrenci yetiştirme faaliyetlerinin önceden kararlaştırılmış belli hedefleri gerçekleştirici nitelikte olması beklenir. Bu beklentilere cevap vermek üzere hazırlanan hedefler yatay ve dikey sınıflamaya tabi tutularak, sistematik bir yaklaşım benimsenmektedir.

Devamını oku...

Türkçe Öğretimi

(1. Bölüm)

1. Giriş

“Türk Dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” K. AtaTürk (1929) İnsan, kültürel ve toplumsal çevresiyle sürekli etkileşim ve iletişim içindedir. Bu etkileşim ve iletişim sonucunda yaşam boyu yeni davranışlar kazanılır, kazanılmış olan davranışlarda ise değişiklikler süregelir. Öğrenme olarak tanımlayabileceğimiz bu sürecin gerçekleşmesi, ev ortamında bireyle (çocukla) ailenin diğer bireyleri arasında, okul ortamında ise öğrenciyle öğretmenler arasında etkili iletişim kurulmasına bağlıdır. İletişim, bireyler arasındaki her türlü mesaj alışverişidir. Mesaj alış-verişi, belirlenen amaca yönelik olarak değişik biçimlerde gerçekleşebilir. Bilgi, duygu, düşünce, haber alış-verişinden söz edilebilir. İstek bildirmek, sevgi göstermek, başkalarını etkilemek gibi günlük yaşantımızdaki pek çok durumda bu alış-verişte sözel dil kullanıyoruz. O halde, sözel dil bir iletişim, düşünme ve öğrenme aracıdır. Dili içinde yaşadığımız toplumda kazanır, evrene ilişkin bilgiyi dil ile tanır, kültürümüzün devamını yine dil ile sağlarız.

Devamını oku...

Türkoloji Makaleleri

Kültür

Sözlük anlamıyla “1. Tarihî, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddî ve manevî değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere ilet­mede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin, 2. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü, 3. Muhakeme, zevk ve eleştirme yetenekle­rinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi, 4. Bireyin kazan­dığı bilgi, 5. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme, 6. Tarım”[1][1] şeklinde tanımlanan kültürün farklı alanlar için değişik tanımları ve yorumları da vardır. Atatürk’ün ifadesiyle kültür; okumak, anlamak, görebilmek, görebil­diğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekayı terbiye etmektir.

Devamını oku...

Türkoloji Makaleleri

Son zamanlardaki bilinen tartışmalarda Eski Türkçenin (Göktürkçe ve Uygurca) söz varlığı konu edilmiştir.Eskiye dayanan kimi düzeysiz tartışmalar yüzünden yozlaştırılan bir terim haline getirilen “Öz Türkçe” çevresinde kopartılan fırtına sonucunda “Türkçeyi Afrika kabile dillerine mi döndüreceksiniz?” gibi konuyu özünden ayırıcı sorular sorulmuştur.

Tarihi-kültürel bilgi,bulgu ve belgelerin gerçekliğine göre anlatılmak istenen şey,Türkçenin en eski dönmelerinde bile güçlü bir edebi dil olduğudur.

Devamını oku...

Türkoloji Makaleleri

Dilbilimcilerinin yaptıkları dil atlaslarına göre Türk dili Ural-Altay dilleri grubuna bağlıdır.

Türk-Moğol-Tunguz dillerini kapsayan Altay grubu Türkçe’yi iki dalda toplamıştır:

1-     Avrupa Türkçe’si

2-     Asya Türkçe’si

Devamını oku...

Türkoloji Makaleleri

Dilimizin gelişmesi, batılılaşma çabamızın, devrimlerimizin zorunlu bir sonucudur. Bir uygarlık değiştiriyoruz. Doğunun durgun, içine kapanık, bir azlığın çıkarına kurulmuş ortaçağ toplum düzeninden ayrılmaya çalışıyoruz. Yaşayışımızın bütün alanlarında bu gidişin kaçınılmaz etkileri olacaktır. Dilimiz de ister istemez bu akıma uyacak, giderek batı uygarlığının gereklerini karşılamaya yeterli bir dil olacaktır. Gelişmenin gerçek anlamı da bu değil midir?

Devamını oku...

Türkoloji Makaleleri

Yard.Doç.Dr. A. Üstüner       - Birses -  21.01.2003

Bilimsel açidan gelismis olan milletlerin ekonomik ve kültürel açidan da gelistikleri, siyasî zeminde söz sahibi olduklari bilinen bir gerçektir. Bilimsel buluslardan yararlanabilen ülkeler, vatandaslarinin gelir seviyelerini yükseltmekte ve onlar için daha müreffeh bir hayat imkani saglamaktadirlar. Bu gerçekler dolayisiyla çagimiz genellikle bilim çagi diye nitelendirilir. Bilimsel bakimdan gelismek, bilimle ilgili kurumsal ortamin niteliginden çok bilim dili olarak gelismis bir dile sahip olmaya baglidir. Bir milletin dili, her türlü fikir ve düsünceleri bütün ayrintilariyla ifade edebilecek bir zenginlikte degilse, o milletin bilimde ilerlemesi mümkün degildir. Gelismis ve zengin bir dil, her bilim dalinin egitim ve ögretiminde de büyük kolayliklar saglar.

Devamını oku...